ZihniTutumluyuz.Biz

Mart 1, 2010

tutumluyum-tutumlusun-tutumlu

Kategori: Tutumluluk Üzerine, internet — serpilg @ 4:03 pm
Tags: , , , , , ,

Selam,

İkinci bebeği bekliyoruz… Yola çıktı baharda aramızda ;p

Son zamanlarda  ailecek aldığımız en önemli karar: “Tutumlu olmalıyız” kararı. Bu kararı aldık almasına da buna uyabilecek miyiz? Hem evet hem hayır:)

Sebep?

Diye sorarsaniz işte cevapları…

Şimdi çalışan biri olarak gün geçtikçe büyüyen koca göbeğimi sığdıracak birkaç kıyafet almak isterim ben. Çalışıyorum güzel olmalıyım. Almayayım mı? Yoksa eşten dostan idare mi edeyim? İlk hamilelikte giydiklerimi mi giyeyim? Cık! Hayatta giymem! Aynı şeyleri giymekten asla onları gözüm görmüyor. Giymeemmmm. Bir iki tane alsam? Hı? Nutfen?? Son moda şıklığa uyum sağlamak benim hakkım değil mi? Tamam bu konu üzerine sonra kafa yoralım.

Şimdi aradan geçmiş 8 koca yıl. O kadar değişmiş ki bebek ile ilgili herşey. Hayatta aklıma gelmeyecek yeni yeni icadlar çıkarmışlar. Değişik kangrular, süt saklama gereçleri, renkli mama kutuları, kaka bezi saklama çöp kutusu, bebek düşmesin diye yatak koruyucuları… ne bileyim işte reyonda görunce yeni moda şeyleri aklım gidiyor…. Sonra? Sonra…  ”Tutumlu olmalısın, tutumlu olmalıyız” acele etme diyorum kendi kendime…

İlk bebişte biz oto koltuğu almamıştık duyduğum kadarıyla şimdi devlet ana zorunlu kılıyormus oto koltuğunu. Madem zorunlu kılıyor fiyatta bir güzellik önerir diye umuyorum. Tutumluluk yapalım diye ucuz birsey de alamayız herhal güvenlik önemli çünkü.

Aslında daha vaktım var. Nasıl tutumlu olmalıyım-ı öğrenmeliyim. Almak istediklerimi bir liste yapıp şöyle internette bol bol araştırıp kıyaslayabilirim.

Sevgiyle kalın beni de önerisiz bırakmayın.

Ocak 28, 2010

Çevreci Otomobiller

Çevre konusu bizlerin önem verdiği ve üzerinde durduğu bir konu biliyorsunuz.  Daha önce de Çevreci Finans ürünleri ve Tutumluluk ve Çevre üzerine başlıklı iki yazı yazmıştık.  Dünkü Hürriyet’te vardı haber. 2010 yılının en çevre dostu otomobilleri belirlenmiş. Sıralama şu şekilde:

1.Honda Civic Gx

2.Toyota Prius

3.Honda Civic Hybrid

4.ForTwo

5.Honda İnsight

6.Ford Fusion/Mercury Milan

7.Toyota Yaris

8.Nissan Altima Hybrid

9.Mini Cooper

10.Chevrolet Cobalt XFE

Listeden de görüldüğü üzere liderlik büyük ölçüde Asya kıtasında olsa da Amerikalı rakipler de boş durmuyor. Bu araçalrın çevrecilikleri de tükettikleri yakıt ve gaz salınımının azlığından kaynaklanıyor.

Bunun bizi asıl ilgilendiren ksımı ise daha temiz bir dünyada yaşamanın maliyeti. Bu noktada da devreye Çevreci Taşıt Kredisi girebilir. Çok yaygın olmamakla birlikte bir bankamız Çevreci Hibrit araçlar için kredi sağlamakta. Özel faiz oranı,Çevreci Kredi Kartı ve Ayhan Şahenk Vakfı aracılığıyla ağaç dikimi gibi avantajları var kampanyanın. 2010’da araba almayı planlananlara duyurulur.

Ocak 25, 2010

Paket servisimiz vardır!

Kategori: Hayat — zihnitutumlu @ 8:22 pm
Tags: , , , , , , , , , ,
Görsel: www.biberpos.com

Görsel: www.biberpos.com

Sevgili Zihni Tutumlular,

Havalar buzzzzz! Kar, kış kıyamet aldı başını gidiyor. Bu durum bir süre daha devam edecek gibi gözüküyor…

Kar yağışının haftasonuna gelmesi, insanların bu dönemi evde geçirmelerine neden oldu bildiğiniz üzere. Her hafta yapılan haftasonu planları bu hafta rafa kalktı. Hürriyet‘in haberine göre, yoğun kar yağışı nedeniyle evden dışarı çıkmayanlar haftasonu alışverişini internetten yapmışlar. Dışarı çıkılamadığından sebze, sahlep ve atıştırmalık ürünler alınmış. Öyle ki interneten verilen siparişler %58 artmış bu karlı havalarda. 

Yapılan açıklamaya göre insanlar yemeklerini de internetten söylemişler sevgili Zihni Tutumlular. İnternetten verilen yemek siparişleri de % 15 artmış. Bu dönemde pizza ve hamburger söylemiş evde mahsur kalanlar. Yüzdeyüz doğru :) Öyle ki; hiç adetim olmamasına rağmen Cumartesi günü 00.39’da pizza söyleyecek kadar yoldan çıktım diyebiliriz.

Konuyu şuraya bağlayacağım Sevgili Zihni Tutumlular, haftasonu evden çıkmadık diye tasarruf yapabilirdik ama internetin bize sunduğu nimetler yani pizzalar buna izin vermedi :)

Aralık 28, 2009

Alternatif Yılbaşı Eğlenceleri

yeni yıl

yeni yıl

Malumunuz 2009 un gelişini nasıl coşku ve neşe içerisinde kutladıysak aynı şekilde coşkuyla uğurlayıp 2010’a açacağız kollarımızı birkaç gün içinde. Biraz nankörüz sanki bu konuda tüm insanoğlu olarak. Herneyse işte o akşam adettendir ki herkes bir şekilde değişik birşeyler yaparak geçirmek ister. Güzel yemekler, hediyeler, içkiler, konserler, partiler… Peki 2009 gitti 2010 geldi diye bu kadar masraf yapmaya gerek var mı? Dışarıda geçirmeye kalksanız en ucuz organizasyon 80-100 lira. Bu da sadece mekana girişi için. Trafiği,kalabalığı da cabası. Tacize uğramak işten bile değil. E ama evde kös kös oturmak  da olmaz. Pijamalı,terlikli ,televizyonlu ve tombalalı geceler  bize uygun değil..

Biz de sizlere ucuz ve alternatif yılbaşı eğlenceleri düşündük. Öncelikle fikirlerimiz tamamen ücretsiz değil..cebimizdeki akrebe yakalanmadan bir miktar harcama yapabiliriz… Buradaki en önemli şey sevdiğiniz kişileri bir araya toplayarak masrafları paylaştırmak. Tabi herkesin eğlence anlayışı farklıdır ama İstanbul’dan uzaklaşmak ideal geliyor bana. Zaten bütün gün yaşadığımız o keşmekeşin tavan yaptığı bu günde, uzakta olup sevdiklerinizle vakit geçirebilmek mühim olan. Yoksa bangır bangır müzik çalarken kendi söylediğini duymamak değil. Özellikle genç arkadaşlara önerim bir trene atlayıp tursitik olmayan bir yöreye doğru yolculuk. Bir kompartimanı kapatıp arkadaşın evinden ödünç aldığınız tabuyu oynarken kondüktöre yakalanmadan bir iki kadeh birşeyler içmek, kompartimanı balonla doldurmak ve 12 de kompartimandan çıkıp trendekilerle kutlaşmak:)…başka ne olabilir?

Mesela adalara gidip çadır kurmak ve kendi müziğini yapıp kendin oynamak..Meteoroloji işlerine göre o gün hava 13-14 derece ve parçalı bulutlu; yani hava koşulları karlı yılbaşı hayalimizi suya düşürüyor… Yeterli sayıya ulaşılırsa bir tekne kiralayıp yeni yıla boğazda girmek gibi bir alternatif de mevcut. O gün çalışırlar mı bilmiyorum ama şehirhatları varpurlarında gezinerek bir oraya bir buraya gidip gözünüzü kestirdiğiniz bir yerde vakit geçirmek de söz konusu olabilir. Eviniz müsatise herkes kendi içkisini getirsin temalı bir kostüm partisi bile mümkün olabilir!

Hele bir de piyango biletinize birşeyler vurursa herhalde sizden daha çok eğlenen çıkmayacaktır.

Aralık 24, 2009

Gidiş alana dönüş bedava…

Kategori: Hayat — umutersoy @ 2:48 pm
Tags: , , , , , , , ,
Görsel: http://yorgun-savasci.blogspot.com/

Görsel: http://yorgun-savasci.blogspot.com/

Bugünkü haberimiz yüzleri güldürecek bir kampanya üzerine… E geçen gün anlattık. Piyango bileti aldınız mı almadınız mi bilemiyoruz ama eğer zengin olmanız için bir neden yoksa, öyle her yere arabanızla gidip benzincileri zengin etmeyi de düşünmüyorsanız bu seyahat etmemeniz anlamına gelmemeli. Uçak biletleriyle ilgili birşeyler karalamıştık. Olur ya bir iki cümle öncesindeki şarltara ek olarak uçağa binmekten de korkuyorsunuzdur; o zaman işte size alternatif; Bir  otobüs firması, “Gidiş Sizden Dönüş Bizden” adı altında biz Zihni Tutumlular‘ın yüzünü güldürecek bir  kampanya başlattı. Başlatılan bu kampanya 15 Ocak tarihine kadar da devam edecekmiş ve tüm güzergahlarla, özel servisler de bu kampanyanın içerisine dahil olacakmış.

Üstelik otobüslerde anlatılına göre çok konforlu… Her koltukta LCD ekranlar aracılığıyla 50′ye yakın film, binlerçe müzik ve bilgisayar oyunu, uydu kanal yayını ve kesintisiz mobil internetti de bu yolculuklar sırasında kullanabiliyorsunuz. Ayrıca koltuk arkası LCD ekranlarda USB girişi de bulunuyormuş. Böylece sevdiğiniz filmi ya da müziği de yanınızda taşıyabiliyor ve  o anda seyredebiliyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda ucuz tatilin yöntemlerini paylaşmıştık sizlerle. Şimdi de siz Zihni Tutumlular‘a fayda sağlayacak ve tasarruf ettirecek bu kampanyayı da büyük bir mutluluka paylaşıyoruz… :)

Siz siz olun, araştırın, kıyaslayın, karşılaştırın, kendinize en uygun seçeneği bulup uygulamaya devam edin. Bu yolda en büyük destekçinizin bizler olacağını da hiç aklınızdan çıkartmayın :)

Aralık 23, 2009

Yağdan elektrik çıkarmış…

Sevgili Zihni Tutumlular,

Gün geçmiyorki yeni bir ilginçlik ve tasarruf haberi ile ilgili karşınıza çıkmayalım. Bugünkü konumuz evlerde, lokantalarda kullandığımız, daha sonra çöpe attığımız yağlarla ilgili… Biliyor muydunuz bu yağların çevreye nasıl zarar verdiğini? Biliyor muydunuz bu yağlardan elektrik üretilebilindiğini?

Ezici Yağları’nın sahibi Mustafa Ezici bununla ilgili olarak Hürriyet Gazetesi’ne bir röportaj vermiş. Röportajda dikkatimizi çeken en önemli nokta Şu anda 500 ton kullanılmış yağ topladıkları ve bu yağlarla 3.3 megawattlık bir elektrik santrali kurabildikleri. Bu 3.3 megawattlık yağdan elde edilerek kurulmuş elektrik santralide 25 ton sıcak su 5 ton su buharı çıkartabiliyormuş. Elektrik olarak da 5 bin hanelik bir kasabanın 1 aylık enerji ihtiyacını karşılayabiliyor.

Çok güzel bir tutumluluk ve tasarruf örneği… Zihni Tutumlular olarak bizim de ağzımız açık kaldı dersek yalan söylemeyiz…

Tabii bu noktada devletin yekili mercilerine de iş düşüyor. Üretimi yapan firma sahibi toplanan yağın üretiminde devletten destek istiyor. Örneğin Almanya ve İsrail toplanan bu yağları alıp elektrik üretmeye başlamışlar bile. Elimizde böyle bir imkan varken petrole gidip 40 milyar dolara para vermek Tutumluluk ruhuna çok aykırı…

Bugün bireysel tutumluluktan ziyade daha geniş çaplı bir tutumluluk örneği paylaşmaya çalıştık sizlerle. Hem çevre kirliliğinin önüne geçmek hem de tasarruf edebilmek için kaçırılmaması gereken bir fırsatmış gibi geliyor bize.

Tutumluluk ve geridönüşüm üzerindeki  güçlü bağa dikkatinizi çektikten sonra soruyoruz? Başka neleri geri dönüştürerek tasarruf sağlayabiliriz?

Aralık 4, 2009

Tatil tatil ucuz tatil…

Kaynal: http://www.i-travel.bg

Kaynak: http://www.i-travel.bg

Son günlerde sayısı gittikçe artıyor, Türkiye’den vize istemeyen ülkelerin sayısı. Daha önce bunlar vardı: Antigua-Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Ekvador, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guetemala, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong, İran, Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Makau Özel İdare Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritus, Nikaragua, Palau Cumhuriyeti, Paraguay, St. Vincent-Grenadines, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye, Svaziland, Şili, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela. Şimdi bunlara Ürdün, Suriye ve Libya eklendi.

Yurtdışına gitmek, farklı memleketler görmek her zaman ilgi çekici gelmiştir bana. Ancak yurtdışında tatil yapmak dayının yazlığında tatil yapmaya benzemez. Biraz masraflı bir iş ne yazık ki :) Uçaktı, vizeydi, konaklamaydı derken, bir bakmışşın ki yurtdışına memleket görme düşünceleri hayallere gark olmuş. Eeee biz de Tutumluluk Harketin’de bahsediyoruz ya; ucuza nasıl tatil yapılacağını da yazalım istedik:

Öncelikle bu tatillerin sıkıntılı süreçlerinden biri vize olaylarıdır. Doldurulan belgeler, beklenen sıralar, onlarca soru falan çok sıkıntılı iş… Şimdi yukarıda ki  ülkeler bizden vize istemiyor:). Yani istediğimiz zaman buralara gidebiliriz. Mesala Hırvatistan yakın zamanda görmek istediğim yerlerden biri… Vize derdinden kurtulduk. Sırada ulaşım var. Bu da bir seyahatin önemli masraflarından biri. Bunu da çok çok önceden planlamalı ve alternatif uçak biletleri firmalarına bakmalıyız hatta aktarmalı bile uçabiliriz. Bu noktada uçak bileti karşılaştıran bir çok portal mevcut. Bunlardan birinden yararlanmak hayat kurtarabiliyor.  Tabii bizden vize istemeyen Mauritus ’e nasıl gidersiniz, Mauritus’un hava yolları var mı varsa nasıldır bilmiyorum ama bu servisler dünyanın her yeri için alternatif uçak biletlerini size sunabiliyor. Tavsiye ediyorum.

Vize tamam, seyahatimizin 3 ay öncesinden uçak bileti de ayarladık. Eeee sıra geldi konaklamaya. Buda ayrı bir masraf konusu. Keşke her ülke de bir dayımız, amcamız, kankamız olsa da beleş yatağın tadını çıkartsak ama malesef bu mümkün değil. O zaman ne yapacağız. Seyahat severleri bir araya toplayan çeşitli sosyal ağlar var Couch Surfing  gibi mesala. Kendisi bu servislerin en popüler olanlarından… 

Bunlar global bir sosyal ağ… Amacı dünya capındaki bütün seyahatseverleri birleştirmek. Siteye giriyorsunuz, profilinizi oluşturuyorsunuz ve yaşadığınız ülkeyi belirtiyorsunuz. Sonra yurtdışında yaşayan yabancı ve daha önce tanışmadığınız kişiler size mesaj atıyor ve diyor ki:
“Hey adamım, şu tarihler arasında İstanbul’da olacağım. Senin ev müsaitse sende kalabilir miyim?” Siz de bu kişiye  yerinizin müsait olduğunu söylüyor ve siz de kalacağı sürede o arkadaşa yatacak bir yer veriyorsunuz ve bu kişiyi evinizde ağırlıyorsunuz. Günün sonunda bu arkadaş sizin hakkınızda bir referans yazıyor ve diyor ki. “İstanbul’da Zihni Tutumlu’da kaldım. Herşey için çok teşekkürler.Çok efendi, çok tutumlu, çok akıllı, para harcarken para kazanmanın yolu keşfetmiş bir arkadaş.” Bu sizin site içerisindeki popülerliğinizi arttırıyor. Sonra günler geçiyor ve siz de Hırvatistan’a gitmeye karar veriyorsunuz ve kalacak bir yere para vermek istemiyorsunuz. Hemen giriyorsunuz daha önce üye olduğunuz bu servislerden birine ve Hırvatistan’da yaşayan üyelere ulaşıyorsunuz ve onlardan birinin evinde para vermeden kalıyorsunuz. Hem de kaldığınız şehrin bütün detaylarını o şehir de yaşayan bir arkadaştan öğreniyorsunuz.

Bu tarz servislerin insanları tatile çıkmaya teşvik eden servisler olduğunu düşünüyorum. Tatil lüks bir harcama olarak görülsede aslında bir ihtiyaç. Bunun için krediler alınıyor ve bu paralar kalacak yere ya da son dakika artan uçak bileti fiyatlarına veriliyor. Aslında çok daha önceden yapılmış güzel bir planlamayala alacağımız tatil kredisi, bir kaç farklı ülke/şehir görmeye veya biraz daha fazla müze görmeye harcayabiliriz.

İşte internetin en güzel ve tutumlu olmanın en güzel yanlarından biri. Biz diyoruz ya tutumlu olalım, araştıralım, karşılaştırıp, kıyaslayalım :)  Böyle hayat daha güzel olacak. Tutumluluk Hareketi devam ediyor… Bekliyoruz :)

Aralık 3, 2009

Vahşi Olma Biriktir!!

Çok ilginç değil mi? Kumbara dediğimiz para biriktirmek için kullandığımız bir araç. Kapalı bir geometrik şeklin bir yerine para atmak için bir delik açarsınız. Bir de arada içini boşaltmak için kapağı olur. Bazen o da olmaz kırarsınız.Özellikle de çocukluk yıllarımızda İşbankasının o demir kumbarası bir şekilde hepimizin hayatında olmuştur.  İşbankası Türkiye’ye ilk kumbarayı 1928’de getirmiş. Ondan önce para biriktirmek isteyen ne yapıyormuş bilemiyoruz. Kumbara’nın ülkemizdeki hikayesi de enteresan aslında. 1928’de gelmiş ama aslında 1929 Dünya Krizi’nden etkilenen Türkiye’nin  ulusal ekonomiye geçmeye karar vermesi önemli rol oynamış. Bu ise ulusal servetin korunması ve yerli sanayiin desteklenmesi demekti. 1929 yılında hükümet destekli yarı resmi bir dernek olan Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti, bu anlayışın propagandasını yapmak için kurulmuş. Genel sekreterliğini Vedat Nedim Tör’ün yaptığı Cemiyet yayınlarında, tanıtım faaliyetlerinde ‘tasarruf’ düşüncesini yaymayı amaçlıyormuş. Örneğin Cemiyet’in yayınladığı Tasarruf Nedir? başlıklı broşür şu sözlerle başlıyormuş: ‘Tasarruf medeniyet alametidir. Vahşi biriktirmez!’ İşte bu nedenle kumbara ile tasarruf kampanyaları üstüste gelmiş, adeta çakışmış. (Kaynak: Murat Menteş)

Bugün bir şekilde mail kutuma düşen bir reklamda altın kumbara gördüm.Şimdi kumbara tasarrufla özdeşleşmişken gidip altın kumbara almak biraz çelişkili gibi görünüyor. Ama durun bir dakika, bu şekilde kumbaranın kendisi de cismen bir yatırım oluyor. Hem de altın fiyatlarının rekorları altüst ettiği şu günlerde . Acaba bu kumbaranın  fiyatı  da artıp azalıyor mu? Öyleyse şimdi almamak lazım.Biraz bekleyelim sonra alır, paramızı biriktirir zamanı gelince kumbarayı da satarız. Yani Vahşi olmayalım biriktirelim. Biriktirmek için de tutumlu olalım.

Aralık 2, 2009

Meyve veren ağaca zam yaparlar

Kategori: Alışveriş — zihnitutumlu @ 3:33 pm
Tags: , , , , ,

Kasım ayında fiyatları artıp cebimizi yakan ürünler belli olmuş.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin yaptığı çalışmaya göre:

-limon,toz şeker,havuç, yeşil mercimek ve pirincin fiyatı değişmemiş.

-dana eti %0,2,kuzu eti %0,6, kırmızı mercimek % 1, pırasada yüzde 1,9, tavuk etinde yüzde 2,5 oranlarında düşüş olmuş. Kurban bayramını düşününce etleri anlayabiliyorum. Gerçi bayramda Kasım’ın sonundaydı ya neyse.

Peki ya zam gelenler?

-salatalıkta yüzde 42,7, yeşil fasulyede yüzde 34, patlıcanda yüzde 31,5, domateste yüzde 31,3, armutta yüzde 22,9, sivri biberde yüzde 21,5, soğanda yüzde 10,1, kuru kayısıda yüzde 4,9, kuru üzümde yüzde 4,5, elmada yüzde 4,1, mandalinada yüzde 3, ıspanakta yüzde 2,1, fındıkta yüzde 2, kuru incirde yüzde 1,6, nohutta yüzde 1,5, sütte ise yüzde 0,3 oranlarında fiyat artışı olmuş.

Rekortmen salatalık.Bir hıyarımız vardı ona da göz koydular. Ama asıl önemli nokta ne biliyor musunuz?

Araştırmaya göre, üretici ve market arasındaki fiyat farkı elmada yüzde 387,1, domateste yüzde 374,7, domateste yüzde 337,2, armutta ise yüzde 326,9′a kadar çıkmış.

Kaymağa zam geldi mi bilmiyorum ama işin kaymağını marketçiler yiyor orası açık.

Peki biz o zaman biz ne yapıyoruz?

Pazara çıktığımızda tezgah tezgah gezip, fiyatları karşılaştırıp en taze ürünü en iyi fiyatla almaya çalışıyoruz. Marketleri gezip elimizdeki listeye fiyatları not edip hangi ürün nerede ucuzsa oradan alıyoruz. Böyle böyle işin kaymağını yemeye biz başlıyoruz.

Tavuk eti, yeşil mercimek, havuç,limon ve pirinç ve pırasadan ne çeşit yemekler çıkar bilemem ama aralık ayında bu ürünlere ağırlık vermek cebimize iyi gelecek gibi.

Kasım 25, 2009

Homo Economicus

Bu deyimi daha önce duyanınız var mı bilmiyorum ama İktisat teorisinin en önemli adamı imiş bu homo economicus. Bugünlerde bir banka reklamında saçı başı günümüze uyarlanan Adam Smith’in Milletlerin Zenginliği kitabında  teorisini güçlendirmek adına bu abiye can vermiş. Peki kim bu homo economicus?
Bu deyim bireyin ekonomi yaşamı içerisinde incelenmesinden ileri geliyor ve aslında rasyonel tüketiciyi ifade ediyor. Bu teoriye göre tüketici sadece  fayda sağlayabileceği, kendi çıkarlarına uygun ve en mantıklı seçimi yapar deniyor. Bu durumda zihni tutumlular homo economicus mu oluyor?
Biraz evet biraz hayır. Evet, çünkü bizler tüketmeden önce iki kere düşünüp, piyasayı araştırıp, ürünleri ve fiyatları karşılaştırıp bizim için en faydalı olanı bulmak istiyoruz. Öte yandan bu teori bize çocuk sahibi olmanın eksi maliyet yaratacağını, bu nedenle çocuk sahibi olmamak gerektiği gibi şeyler de öğütleyebiliyor. Bizim böyle bir durumumuz yok. Hatta hiçbir şeyden eksik kalmayalım diye uğraşıyoruz. Aynı değerdeki mallardan düşük fiyatlı olanını alıp, arttırdıklarımızla yeniliklere yelken açıyoruz.
Eğer homo economicus olsaydık şu an neler olurdu bir düşünelim:
- TTNET interneti kullanmazdık.
-Beşiktaş Tabata yı almazdı.
-Metrobüse binmezdik.
-Doğalgaz kullanmazdık.
-Kemal Unakıtan hala maliye bakanı olurdu? (yoksa olmaz mıydı?)
Peki sizce neler olurdu?
Sonraki Sayfa »

WordPress.com'dan blog alın.